26 Nisan 2013 Cuma

2012 - 2013 Sezonu asıl sloganı "Feda, İstifa"

Nerden başlasam,  nasıl anlatsam ;

Sezon başında alınan kararlar, yapılan düzenlemeler, seçilen yönetim ( içerisindeki cesur yürekler) bu yıl hiçbir şey beklemeden sadece izlemeyi karar aldığım bir sezon olmasında önemli rol almıştı. Hatta blogda çok yazıda paylaşmadım. Lakin Twitter'da yeteri kadar duygularımı paylaşıyordum ama artık bu uzun ve nesir yazı farz oldu.

Sezon adı resmen söylenmese bile "FEDA" idi ve bu manyel de her Beşiktaş taraftarı daha önce hiç olmadığı gibi kulübe destek olmak için can attı, elinden geleni yaptığına inanıyorum.  Yönetimin kapalıda yaptığı fırsatçılığı iyi süzüp o noktadaki politikasına da destek olmayarak taraftarın gönülden olduğunu ama fırsatçılığa da prim vermeyeceğini gösterdi. Yönetim, oradan insanları uzaklaştırmak yerine yapıcı bir fiyatla oraya taraftarı taşımayı hedefleseydi,  kendisine verilen desteği net olarak sahadan daha iyi görebilirdi. Ben yıllarca Demirören başkan olduğu için o stada gitmeyen kişilerin barışı ( yönetimle barışma) görerek koşarcasına yağmur, çamur dinlemeden stada akın ettiğini biliyorum.
Velhasıl bu dinamizmin taraftarlarda olduğu gibi yönetim tarafında da olmasını bekledik. İşte Feda kampanyaları, Kulüp üyelikleri, internet sitelerinden satışlar, Kartal yuvası tırları, taksitli üyelik işlemleri derken bayağı bir sportif iş dışında vizyoner hareket geldi. herkes memnun tabi, insanlar sevdiklerine Feda tişörtleri hediye ediyor. Kulübe üye olmanın 2 yıl sonraki seçimlerde statükocuların gitmesini sağlayan ve "Halkın Takımı" olduğunu yönetim şeklinde de yakalanacağının belirtileri görülüyor.  Dilden dile herkesime aktarılarak heyecan yaratıyordu. Feda harıl harıl gidiyordu, herkes peşindeydi hiç kimse bırakmayacaktı. Ta ki ;
İstifalar ve yönetimde ki iş paylaşımı yerle yeksan eden açıklamalar gelmeye başlayınca, biraz durdum izlemek istedim. Statükoculara koltuklar dar gelmeye başlamıştı çünkü eski tas eski hamamcıları henüz susturamamıştı yönetim. İş paylaşımının ne olduğunu bilmeyen kişiler kendi görev alanı dışında yorumlar, açıklamalar yapmaya başlamıştı. Antrenör ise iyice ayarı kaçırdı. Genç oyuncuların takıma katılması ile grafiği yükselen takımda disiplini sağlamak adına ( ki böyle açıklar bkz. Oğuzhan Meselesi ) en verimli oyuncuları yedek bırakmak, hatta 18'e almamak gibi saplantılı bir bakışa sahip olması. Takımın % 70'inin 3 maç ardı ardına oynayamaması ve sakatlıkların takımın formunun zirveye çıkmasıyla % 100 artması ve her oyuncunun en az 4 hafta sahadan uzak kalacak şekilde sakatlanması  (bkz. Biz de çok sakat var )   bunların üst üste gelmesi taraftarın gardının düşmesine sebep oldu. Burada ki beklenti takımın şampiyon olması değildi. ( bir ara bende böyle oynarsak neden olmasın demiştim ) gerçekten iyi top oynayıp kolej havası yakalandığını gören taraftar gençlerin takımda ki adaptasyona hızla ayak uydurmasına seviniyordu. Aslolan bu sezon, Beşiktaş  hiç beklentilerimizin olmadığı bir sezonda bile son derece heyecan yaratmasıydı. Ve bunu başardı.
Kısaca yazının akışı karmaşık oldu çünkü bizim zihnimizde böyle karmaşa içinde geçirdi bu sezonu.

Sezona Damgasını vuran Hareket " İstifa"...
İbrahim Altınsay : görevi bir nevi yönetim danışmanlığı futbol tarafında çok önemli görevler üstlendi ama çok yeniyken statükoculara takılmanın vermiş olduğu  ( bkz. Salih Uçan Transferi ) bazı engellemeleri görüp erkenden gemiden ayılması...
İsmet Berkan : Uyum problemi denmekte ama hala net bir bilgi yok.
Cem Bilge : Yönetimdeki uyumsuzluk ve Başkan istedi ben istifa ettim. ( Açıkcası 100.000 üye ve Feda gibi organizasyonlara imza atmış birisi için çok kötü bir argüman. )
Adnan Dalgakıran : Vizyonsuzluk en önemli gerekçesi...

Henüz bir yılda en kaz bir kulübü alıp, en önemli değişim dalgası estirmesi beklenen kişilerin bu şekilde istifa etmesi, bende soru işaretleri yaratıyor. Ya siz de ?